Sanat Enstitüsünde geçen zaman

Yıllar sonra "Sanat Enstitüsü" yazısı kaldırılmış kapının altından 48 yıl sonra bir kez daha geçtik, zil çaldı.

Yeni emekli olmuş, sınıf arkadaşımız, mezun olduğu okulumuzda müdür başyardımcılığı da yapmış Önder hoca, elinde mikrofon "Haydi çocuklar sıraya girin bakalım, Halil bey niye konuşuyorsun, sallanma oğlum, sırayı bozmayın." Sonra eşine "Kızım niye öyle duruyorsun, sıraya geç, İstiklal Marşı için hazır ol" komutu ve ardından İstiklal Marşını hepimiz gür bir tonda söyledik. Takım elbiseli, tıraşını olmuş, kravatını takmış, ayakkabısı boyalı örnek eğitimci görüntüsüyle Önder hoca, öğretmen-öğrenci nostaljisi ile açılışı yaptı. Öğrenciler ise, genelde 40 ve 90 yaş aralığında eski mezunlar olarak pilav günündeyiz...

Çoğumuz, birçok değişik şehirden olup devlet parasız yatılı olarak Sanat Enstitüsünde okumuş dönemdeniz. Saçlarımıza aklar düşmüş, dökülmüş, yılların acısı, sevinci ile kırışmış yüzlerimizde yorgunluklar beliriyor, birbirimizi tanımaya çalışıyorduk. İstanbul'dan günü birlik gelmiş mühendis Metin emekli olmuş, eşi Neri yengenin ağrıyan dizleri dikkat çekiyordu. Üst sınıflardan Sadık, Foçalı Özgen ağabeyler vardı. Eyüp Sabri beni tanıyamadın, yaşlanmışsın dedi, Ömer Lütfi, Ferhat, Ender, İsmail Bahçe Halil, renkli arkadaşlarımızdı. Birçok arkadaşımızın okul numaralarını anımsadım. (Sınıf başkanı olduğum doğrudur)

Bilmem kaç kez değişen eğitim müfredatı gibi, bölgenin köklü eğitim kurumlarından olan okulumuzun adı da 9-10 kez değişmiş. Bu arada öğretmenlerimizin neredeyse birçoğu vefat etmiş, bazı arkadaşlarımızı kaybetmişiz...

Mezunlar Derneği Başkanı inşaat mühendisi Cemil Başkan ve değerli eşi ile birlikte emekleri için kendilerini kutluyoruz. Belediye Başkanlığı yapmış oğullarının çalışmalarını da bilenlerdeniz.

Bu okula ergen çocuklar olarak adım attık, düşünün ana yok, baba yok, kardeş yok, öğretmenler, sert ve eli sopalı... Birbirimize yaslandık, hasta olana ilaç bulduk, parası olmayana para topladık, elbisemizi paylaştık. Tertip ve düzeni öğrendik. Bayramda memleketine gidemeyeni gönderdik. O yüzden dayanışmanın tavan yaptığı bir çağdan geçtik. Etüt sıralarının altında Das Capital ve 9 ışık da vardı. Hep birlikte Cem ve Erkin baba şarkılarını koro, nakarat olarak söyledik. İlhan İrem ile duygulandık. Sonra birer delikanlı ve bir yetişkin olarak mezun olduk. Kimi üniversiteye, kimi kamuya, kimi özel sektöre, bir işe adım attık. Bu yüzden belki farklı bir nesiliz biz...

Bu okulda üç kez yastığım ıslanırcasına ağladım. İlk geldiğim gün, kazandığım Mersin Öğretmen Okuluna gidemediğim gün ve son sınıfta babamı kaybettiğimde...

Hastanede yatan Halil hocanın eşi telefon ile bağlandı. Okul yönetiminin periyodik aramalarında Ali hocaya dolabımda iki paket sigara olduğunu söyledim, dolabımı açtı, paketleri cebine attı, ertesi gün bana iade edince çok şaşırdım. Yıllar sonra Ali Hocanın Bornova tren istasyonunda, tren altında kalarak, ayaklarını kaybettiğini ve vefatını üzülerek öğrendim, kazayı manidar bulanların da olduğunu işittik.

Ruhları şad olsun.

Arkadaşlarımızın dertleriyle de dertlenirdik. Halil, Şerafettin, Hasan Ali ve Mustafa arkadaşlarımızın anneleri küçüklüklerinde vefat etmişti, Allah rahmet eylesin. Bugün Anneler günü, kutlu olsun...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum