Testi kırıldı: Adaletin ve doğanın çığlığı

Testiden su sızmaya başlamıştı… Artık testi kırıldı.

Kavurucu 45 derece sıcağın altında, o testiden damlayan suyun değerini ancak alın teriyle çalışan işçiler bilir. Büyük düşünür Şeyh Bedreddin, altı asır önce şöyle diyordu:

“Ay ve güneş herkesin lambasıdır, su herkesin suyudur. Ekmek neden herkesin ekmeği değildir…”

Bu söz, hem doğanın nimetlerini hem de adaletin özünü hatırlatıyor: Su gibi, güneş gibi, ekmek de herkesin hakkı olmalı.

İslam’ın şartlarından biri olan zekât, zenginlerin malının kırkta birini ihtiyaç sahiplerine dağıtmayı emreder. Bu paylaşım, sosyal ve ekonomik dengeleri koruyan bir ibadettir. Belki de Bedreddin, bu düşüncesiyle “sosyal devlet” ilkesini tasavvur etmişti: doğanın nimetlerinin hakça halka sunulması.

Hz. Ömer’in Şam ziyaretinde kendisine ikram edilen süt, bal, hurma ve ekmekten halkın da yiyip yiyemediğini sorması, cevabın “hayır” olması üzerine sofrayı kaldırması, adalet anlayışının tarihî bir örneğidir. Atalarımızın “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar” sözü de aynı gerçeği dile getirir.

Hz. Muhammed’in şu buyruğu ise bu vicdanı pekiştirir:

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”

Bugün ormanlar, yaylalar, ırmaklar halkın ortak malı sayılır. Ancak Eskişehir Alpu’nun bereketli ovası maden ocaklarıyla talan ediliyor. Muğla-Milas’ta köylüler aynı tehdide karşı çıkıyor. Aydın’da jeotermal yatırımların filtre ve baca tedbirlerini almaması çevreyi kirletiyor. Gediz, Büyük Menderes, Ergene ve Meriç ovaları sanayi atıklarıyla zehirleniyor. Binlerce örnek, doğa cinayetini gözler önüne seriyor.

Sonra da “Yeşil Vatan”, “Mavi Vatan”, “Gök Vatan” sloganları atıyoruz. Oysa bağımız, bahçemiz, tarlamız yok olursa; dalından meyve koparamaz, sebzeye hasret kalırız. Sanayi rantları uğruna doğayı peşkeş çekersen, varlık içinde yokluk çeken bir ülke olursun. Etini, sütünü, peynirini ithal eden bir ülke…

Kantarın ayarı bozuldu mu yaylalar da hayal olur. Kekik kokusu, keklik ötüşü, çoban kavalı nostaljiye dönüşür. Tarım ve hayvancılık göç verir. Üretici toprağa küstürülür. Buğday 15-16 lira, mazot ve gübre fiyatları uçmuş. Hayvancı yemden dertli. Gençler köyde kalmak istemiyor; şehre gidip kahveci çırağı, garson, şoför oluyor. Diplomalı gençlerin dramı ortada.

Çatlaklar çoğaldı. Su sızdıra sızdıra testi su tutmaz oldu. Artık testi kırıldı. Hayatımızda da kırıklar, çatlaklar var: hayal kırıkları, yanlış seçimler, yarım kalmış umutlar… İçimizde konuşamadığımız cümleler… Dışarıya eksiksiz görünmeye çalışsak da hayat dokunmadan geçmiyor. Acılar, gözyaşları, yıkılan yuvalar, intiharlar, cinayetler… Derin izler bırakıyor.

Testi kırıldı mı bir kere, yama da kaynak da çare olmuyor. İnsan kendinden kaçamıyor. Unutmadıkça dünyanın öbür ucuna gitse bile nafile. Yürek yaralı, gönül hâlâ dolu.

Ama hayatın gerçekleri var. O zaman davamız, insanca yaşamak için iş, aş, ekmek davası olmalı. Hakça, kimseyi ezmeden, kimseyi sömürmeden…

Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum