Ayşen GÜZEL
Toplumsal dönüşüm
Ülkemizde kutladığım cadılar bayramı da yoktu bugüne kadar gördüğüm cadı da.
Altı yaşında anaokuluna gittim.
Beş sene ilkokul okudum.
Üç sene ortaokul okudum.
Dört sene üniversite okudum.
Bir sene yasal zorunlu staj yaptım.
Sürekli olarak dershanelere gittim.
Yıllardır birçok okula ve üniversitelere gidiyorum. Eğitim alıyorum.
İlk yüksek lisansımı tamamladım.
İkinci yüksek lisansımı yapıyor ve buna devam ediyorum.
Bugüne kadar bu ülkede cadılar bayramı diye bir şey kutlamadım. Ama bak yerli malı haftasını kutladım. Bunu biliyorum. Hatta alamayan vardır diye okula muz, kivi gibi meyveleri hiç götürmedik. Biz de götürmek istemezdik. İstesek de ailelerimiz izin vermez, ısrar eden olursa da ona kızardı. Ama o dönemlerde öyle ısrar edecek kadar şımarık çocuklar yoktu. Evden ne verilirse herkes okula onu götürürdü. Örneğin elma, mandalina, portakal gibi meyvelerden kim ne getirebiliyorsa ve ne alabiliyorsa okula yalnızca onu götürürdük. Ama şimdi çocuklar okula onu da götüremiyorlar. Zira alım gücümüz düştü. Artık çilek, kiraz, kayısı dahi yenilemiyor. Çoğu kişi evine karpuz götüremiyor. Artık yarım karpuz, çeyrek karpuz satılıyor. Hatta sokaklarda karpuzun dilimini 200 TL'ye satıyorlar. İncir yemekse tam bir hayal oldu. Çoğu kişi daha ucuz diye çatlağını arıyor ama onu da bulamıyor.
Oysa önceden bırakın birisinin gözünün önünde onun yiyemediklerini yemeyi, evde yemek yapıldığında “Kokusu komşuya da gitmiştir” denir ve bir tabak dolusu yemek gönderilirdi. Hatta annelerimiz bizi komşuya gönderirken tembihlerdi ve "Tabağı boş getir, geri iste" derdi. Bilirdik ki dolu giden o tabak boş verilmeyecek. Oysa komşuya zahmet vermek istemezdik. Görgüsüz değildik. Açgözlü hiç değildik. Komşuya iş çıkarmak ve yük olmak istemezdik. Ama o komşu da o tabağı hiçbir zaman boş vermezdi. Ya o anda doldurup getirirdi ya da evinde o an komşuya verecek kadar özenle hazırladığı bir şey yoksa önce bizi boş, sonrasında da kendi çocuğuyla dolu tabak gönderirdi.
Komşuya zahmet vermemek için tabağı dolu almak istemeyen görgülü bir toplumdan komşu evine gizlice hırsızlığa giren bir topluma dönüşüm oldu. İşte ülkedeki temel sorun da bu arsızlık, yüzsüzlük, görgüsüzlük, yolsuzluk, torpilcilik, kayırmacılık, bir türlü bitmek bilmeyen suçluluk, ahlak yoksunluğu ve adalet yokluğudur. İşte asıl ve öncelikli olarak bunlarla mücadele edilmesi gerekli ve zorunludur.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.