Transfer siyaseti sandıkta kazandırıyor mu?

Aydın siyaseti son dönemde adeta bir transfer sezonu yaşıyor.

Yıllarca CHP çatısı altında siyaset yapan, milletvekilliğinin ardından 2009'da Aydın Belediye Başkanı seçilen ve sonraki seçimlerden de zaferle çıkan Özlem Çerçioğlu'nun AK Parti'ye geçişiyle başlayan süreç, Aydın siyasetindeki dengeleri yeniden tartışmaya açtı.

Çerçioğlu'nun ardından Yenipazar Belediye Başkanı Malik Ercan, Sultanhisar Belediye Başkanı Osman Yıldırımkaya ve Söke Belediye Başkanı Mustafa İberya Arıkan'ın geçişleri geldi.

Daha sonra İYİ Parti'den milletvekili seçilen Ömer Karakaş'ın AK Parti'ye katılmasıyla transfer trafiği milletvekilliği düzeyinde de devam etti.

Şimdi Aydın kulislerinde yeni bir isim konuşuluyor: Nazilli Belediye Başkanı Ertuğrul Tetik.

CHP'den istifa eden Tetik'in bundan sonraki siyasi adresinin neresi olacağı tartışılırken, AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem'in yeni katılımlara ilişkin açıklamaları ve sosyal medyadaki "Gel, gel, ne olursan ol yine gel..." paylaşımı söylentileri daha da artırdı.

Ancak bütün bu transfer trafiğinin arasında asıl sorulması gereken soru başka:

Parti değiştiren siyasetçiler gerçekten oylarıyla birlikte mi geliyor?

BAŞKAN GELİYOR, SEÇMEN GELİYOR MU?

Bir belediye başkanının başka bir partiye geçmesi kuşkusuz kısa vadede önemlidir.

Belediye başkanlığı makamı, teşkilatı, siyasi görünürlüğü ve yerel yönetimin sağladığı imkânlar yeni parti açısından avantaj olarak görülebilir. Hele seçim dönemine yaklaşılıyorsa, görevdeki bir belediye başkanının transfer edilmesi önemli bir siyasi hamle gibi sunulabilir.

Fakat sandık geçmişine baktığımızda aynı şeyi seçmen için söylemek pek mümkün görünmüyor.

Çünkü Aydın seçmeni, belediye başkanının peşinden aynı kolaylıkla parti değiştirmiyor.

Bunun en somut örneklerinden biri Fatih Atay'dır.

CHP'den Efeler Belediye Başkanı seçilen Atay, partisinden ayrılarak İYİ Parti'ye geçti ve 2024 seçimlerine İYİ Parti adayı olarak girdi. Ancak CHP seçmenini beraberinde götüremedi. Seçimi CHP'nin adayı Anıl Yetişkin kazandı.

Benzer bir tablo Nazilli'de yaşandı.

İYİ Parti'den Nazilli Belediye Başkanı seçilen Kürşat Engin Özcan daha sonra AK Parti'ye katıldı. Ancak AK Parti sonraki seçimde Özcan'ı aday göstermedi. AK Parti'nin adayı Esat Ergüler olurken seçimi CHP adayı Ertuğrul Tetik kazandı.

Yani belediye başkanını transfer etmek, onun seçmenini de transfer etmek anlamına gelmedi.

Peki parti değiştirdiği halde yeniden seçim kazanan belediye başkanı yok mu?

Elbette var.

Bunun Aydın'daki en dikkat çekici örneklerinden biri İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya.

İYİ Parti'den istifa ederek AK Parti'ye katılan Kaya, 2024 yerel seçimlerinde bu kez AK Parti'nin adayı olarak seçime girdi ve yeniden belediye başkanlığını kazandı.

Ancak burada İncirliova'nın siyasi yapısını göz ardı etmemek gerekiyor.

İncirliova, hem AK Parti'nin hem de MHP'nin güçlü olduğu ilçelerden biri. Seçmen daha önce iki dönem belediyeyi MHP adayına emanet etmişti. Üstelik Kaya, 2024 yerel seçimlerine AK Parti-MHP ittifakının adayı olarak girmesine rağmen CHP karşısında seçimi yalnızca 276 oy farkla kazanabildi.

Dolayısıyla Aytekin Kaya örneğini, "Başkan hangi partiye giderse seçmen de peşinden gider" tezinin kanıtı olarak okumak ne kadar doğru?

Bence asıl soru bu.

Çünkü Kaya'nın başarısında kişisel oyunun yanında yeni partisinin ve Cumhur İttifakı'nın mevcut seçmen tabanının ne kadar etkili olduğunu birbirinden ayırmak gerekiyor.

AYDIN SEÇMENİ KİMİN KAZANACAĞINDAN ÇOK KİMİN KAZANMAMASINA BAKIYOR

Aydın siyasetini anlamak için yalnızca partilerin aldığı oy oranlarına değil, seçmenin yıllar içerisinde yaptığı siyasi tercihlere de bakmak gerekiyor.

Çünkü Aydın'da ilginç bir seçmen davranışı var.

Seçmen zaman zaman "Kim kazansın?" sorusundan çok, "Kim kazanmasın?" sorusuna cevap vererek sandığa gidiyor.

Geçmişte MHP'nin Aydın'da çok güçlü olduğu dönemleri hatırlayın.

MHP, Aydın'dan üç milletvekili çıkarabilecek siyasi güce ulaşmıştı. Yerel yönetimlerde de Karacasu, Sultanhisar, Karpuzlu, İncirliova ve Germencik gibi ilçelerde belediye başkanlıklarını kazanmıştı.

Bugün ise tablo çok farklı.

Bir dönem özellikle merkez sağ seçmenin ve AK Parti'ye mesafeli seçmenin adreslerinden biri olan MHP, zaman içerisinde bu avantajını kaybetti.

Aynı seçmen kitlesinin önemli bir bölümü sonraki dönemlerde başka adreslere yöneldi.

Son seçimlerde bunun en önemli adreslerinden biri CHP oldu.

ÇERÇİOĞLU'NUN YILLARCA ÇÖZDÜĞÜ SİYASİ DENKLEM BUYDU

Özlem Çerçioğlu'nun Aydın'daki uzun seçim başarısını yalnızca kişisel oyuyla açıklamak bana göre eksik olur.

Çerçioğlu yıllarca Aydın seçmeninin bu sosyolojik ve siyasi davranışından faydalandı.

AK Parti'nin Aydın Büyükşehir Belediyesi'ni kazanmaması için sandığa giden farklı siyasi görüşlerden seçmenler, CHP'nin ve dolayısıyla Çerçioğlu'nun arkasında birleşebildi.

Başka bir ifadeyle Çerçioğlu'na verilen her oy, Çerçioğlu'na duyulan siyasi bağlılığın sonucu değildi.

Bir bölümü açık biçimde "AK Parti kazanmasın" tercihiydi.

İşte Çerçioğlu'nun AK Parti'ye geçişi bu nedenle sıradan bir belediye başkanı transferinden çok daha farklı sonuçlar doğurabilir.

Çünkü yıllarca kendisine oy veren seçmenin bir bölümünün temel motivasyonu, bugün Çerçioğlu'nun geçtiği partinin Aydın Büyükşehir Belediyesi'ni kazanmamasıydı.

Şimdi ortaya oldukça ilginç bir siyasi paradoks çıktı.

"AKP Mİ KAZANSIN?" DİYEN SEÇMEN

İYİ Parti'nin kuruluş döneminde görev alan bir arkadaşıma bir seçim sonrasında, "Oyunu kime verdin?" diye sormuştum.

Cevabı çok kısa olmuştu:

"AKP mi kazansın?"

Aslında bu cümle Aydın'daki seçmen psikolojisini uzun siyasi analizlerden daha iyi anlatıyor.

2024 yerel seçimlerinde İYİ Parti'nin Aydın'daki oylarının ciddi biçimde gerilemesi de bu açıdan değerlendirilmelidir.

İYİ Parti'ye önceki seçimlerde oy veren seçmenin bir bölümü, kendi partisinin kazanma ihtimalini düşük görerek CHP'ye yöneldi. Bunun arkasındaki en önemli motivasyonlardan biri AK Parti'nin Aydın Büyükşehir Belediyesi'ni kazanmamasıydı.

Fakat siyasetin cilvesine bakın ki, o oylarla yeniden seçilen Özlem Çerçioğlu daha sonra AK Parti'ye geçti.

Böylece "AK Parti kazanmasın" düşüncesiyle verilen bazı oylar, seçmenin hiç hesap etmediği bir siyasi sonuçla karşı karşıya kaldı.

İşte transfer siyasetinin en büyük açmazı burada başlıyor.

Seçmenin oyu siyasetçinin tapulu malı değildir

Siyasetçiler parti değiştirebilir.

Belediye başkanları değiştirebilir.

Milletvekilleri değiştirebilir.

Meclis üyeleri değiştirebilir.

Bu, siyasetin kendi dinamikleri içerisinde mümkündür.

Ama kimsenin değiştiremeyeceği bir gerçek var:

Seçmenin oyu, seçilen siyasetçinin tapulu malı değildir.

Bir belediye başkanının yüzde 50 oyla seçilmiş olması, başka bir partiye geçtiğinde o yüzde 50'yi yanında götüreceği anlamına gelmez.

Çünkü seçmen yalnızca kişiye oy vermez.

Partiye verir, ideolojiye verir, ittifaka verir, tepki olarak verir, rakibi engellemek için verir; bazen de en az istemediği adayın karşısındaki isme oy verir.

Aydın'daki seçim sonuçları bunun örnekleriyle dolu.

Bu nedenle bugün yapılan transferlerin gerçek siyasi değerini belediye meclislerindeki sandalye sayılarına ya da düzenlenen rozet takma törenlerine bakarak ölçmek yanıltıcı olur.

Asıl ölçüm sandıkta yapılacak.

TRANSFER BUGÜN KAZANDIRABİLİR, YARIN KAYBETTİREBİLİR

Kısa vadede belediye başkanı transfer etmek siyasi güç gösterisi yaratabilir.

Partinin yönettiği belediye sayısı artar.

Teşkilata moral verir.

Rakip parti üzerinde psikolojik baskı oluşturur.

Kamuoyunda "Partiye katılımlar sürüyor" algısı yaratılır.

Fakat uzun vadede çok daha önemli bir mesele var:

Seçmen güveni.

Seçmen sandığa giderken verdiği oyun seçimden birkaç yıl sonra bambaşka bir siyasi tablo ortaya çıkardığını görürse, bir sonraki seçimde yalnızca parti değiştiren siyasetçiyi değil, transfer siyasetini yöntem haline getiren partileri de sorgulayabilir.

Bu nedenle Aydın'da bugün yaşananları "AK Parti güçleniyor", "CHP zayıflıyor" ya da başka bir partinin oyları otomatik olarak bir diğerine gidiyor şeklinde okumak için henüz erken.

Çünkü Aydın siyasetinde belediye başkanlarının rozeti değişebilir.

Milletvekillerinin oturduğu sıralar değişebilir.

Partilerin belediye sayıları değişebilir.

Ama son sözü yine seçmen söyler.

Ve Aydın seçmeni geçmişte bunun örneklerini defalarca gösterdi.

Bugün cevap bekleyen soru da tam olarak budur:

Transfer edilen siyasetçiler yeni partilerine gerçekten seçim kazandıracak mı?

Yoksa Aydın seçmeni bir sonraki sandıkta,

"Ben sana değil, o kazanmasın diye oy vermiştim" mi diyecek?

Bunu rozet törenleri değil, sandık gösterecek.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.