Fügüran TÖZ
1 TL’lik çay ve görünmeyen hesap
Siyasetin en sevdiği şey nedir? Büyük projeler, dev yatırımlar, uzun vadeli planlar mı? Yoksa buharı üstünde tüten bir bardak çay mı?
Aydın’da son günlerin en sıcak gündemi, ironik biçimde en ucuz şey: 1 TL’lik çay.
Özlem Çerçioğlu’nun Turistik Park’ta başlattığı bu “indirim hamlesi”, ilk bakışta sosyal belediyeciliğin zirvesi gibi sunuluyor. Ekonomik krizin altında ezilen vatandaş için 1 TL’ye çay içmek elbette cazip. Ancak mesele çayın fiyatı değil; o çayın nerede, nasıl ve hangi amaçla içirildiği.
Çünkü bu hikâyede bardak küçük, mesele büyük.
Mülkiyeti Efeler Belediyesi’ne ait bir alan… Uzun süredir başka bir belediye tarafından işletiliyor. Kira tartışmaları var. Ve en önemlisi: Yargı “boşalt” diyor. İşte tam da bu noktada devreye giriyor o meşhur 1 TL’lik çay.
Tesadüf mü? Elbette değil.
Siyaset çoğu zaman rakamlarla değil, sembollerle yapılır. 1 TL’lik çay da böyle bir sembol. “Halkın yanındayız” mesajının en görünür hali. Ama burada kritik bir soru var: O çayın gerçek maliyeti gerçekten 1 TL mi?
Değil.
Peki aradaki farkı kim ödüyor?
Cevap net: Kamu. Yani Aydın halkı.
O çayı içen de içmeyen de aslında o bedelin bir parçasını ödüyor. Tam da bu noktada sosyal belediyecilik ile siyasi şov arasındaki çizgi inceliyor, hatta yer yer siliniyor.
Üstelik mesele burada da bitmiyor.
Eğer gerçekten “sosyal belediyecilik” söz konusuysa, o zaman sorular çoğalıyor:
Turistik Park’ta çay 1 TL ise, neden belediyeye ait diğer işletmelerde aynı fiyat uygulanmıyor?
Eğer amaç vatandaşın yükünü hafifletmekse, neden bu uygulama genelleştirilmiyor?
Daha çarpıcı bir soru:
Türkiye’nin en pahalı su ücretlerinden birinin Aydın’da olduğu yönündeki eleştiriler karşısında “kamu zararı” gerekçesiyle geri adım atılmazken, 1 TL’ye satılan çayda kamu zararı nasıl görmezden geliniyor?
Demek ki mesele sadece ekonomi değil.
Mesele, nerede indirim yapılacağına değil, nerede “gösterileceğine” karar vermek.
Ve işin bir de siyasi zamanlaması var…
Bugün 1 TL’ye satılan çayın yarın ne olacağı da ayrı bir tartışma konusu. Çünkü yargı kararına uyulup Turistik Park gerçek sahibi olan Efeler Belediyesi’ne iade edildiğinde, kamuoyunda şu algının oluşması kaçınılmaz görünüyor:
“Özlem Çerçioğlu’nun 1 TL’ye sattığı çayı Efeler Belediye Başkanı zam yaptı.”
İşte tam da bu nedenle mesele sadece bir fiyat indirimi değil, aynı zamanda bir algı kurgusudur.
Çünkü çay görünürdür. Fotoğrafı çekilir, paylaşılır, konuşulur.
Ama su faturası görünmez. Sessizce ödenir, geçilir.
Mahkeme kararları da öyle… Tahliye süreçleri, mülkiyet tartışmaları… Bunlar bir bardak çay kadar hızlı yayılmaz. O yüzden siyaset çoğu zaman görünmeyeni değil, görüneni yönetir.
Bir başka ifadeyle: Bu bir “çay politikası” değil, bir “algı politikasıdır”.
Elbette vatandaşın ucuz çaya erişmesi kötü bir şey değil. Ama mesele gerçekten vatandaşın refahıysa, o zaman bu yaklaşımın bütüncül olması gerekir. Seçici değil.
Çünkü 1 TL’lik çay, yoksulluğu çözmez.
Sadece onun üzerini ince bir buharla örter.
Ve o buhar dağıldığında geriye aynı sorular kalır:
Bu indirim neden burada?
Neden şimdi?
Ve neden sadece bu kadar?
Sonuçta mesele şu:
Bu bir çay meselesi değil.
Bu, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı, siyasetin neyi görünür kıldığı ve vatandaşın neyle ikna edilmeye çalışıldığı meselesidir.
Ve evet…
Bazen en büyük tartışmalar, en küçük bardakların içinde kopar.
Sevgiyle kalın.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.