Dr. Metin AYDIN
Büyük Menderes Nehri’nde radyoaktif kirlilik ve olası kaynakları
Büyük Menderes Nehri, Batı Anadolu’nun en geniş drenaj havzalarından birine sahip olup, özellikle Aydın ili ve çevresinde yoğun tarımsal üretimi destekleyen temel su kaynaklarından biridir. Havza; incir, zeytin ve pamuk üretimi açısından Türkiye’nin en verimli bölgeleri arasında yer almaktadır.
Bölgenin jeolojik yapısı granitik ve metamorfik kayaçlar bakımından zengin olup doğal radyoaktif elementlerin varlığına neden olmaktadır. Bu durum doğal arka plan radyasyonu kapsamında değerlendirilmektedir (UNSCEAR, 2000). Bununla birlikte, jeotermal enerji üretimi, madencilik faaliyetleri ve yoğun tarımsal uygulamalar, radionüklidlerin çevresel dağılımını etkileyen önemli antropojenik faktörlerdir (Baba et al., 2006).
Büyük Menderes grabeni, Türkiye’nin en önemli jeotermal alanlarından biri olup jeotermal akışkanların içerdiği doğal radyoaktif maddelerin çevreye taşınma potansiyeli bulunmaktadır. Bu durum, doğal radyoaktif maddelerin teknolojik süreçlerle yoğunlaşması (TENORM) olarak tanımlanmaktadır (IAEA, 2003).
Yapmış olduğumuz çalışmada, Büyük Menderes Havzası’nda radyoaktif kirliliğe ilişkin yapılmış; Lisansüstü tezler-Ulusal ve uluslararası hakemli makaleler-Teknik raporlar-Jeotermal sahalara ilişkin hidrojeokimyasal çalışmalar incelenmiştir.
Veriler; toprak, su ve sediman örneklerinde ölçülen radionüklid aktiviteleri (Bq/kg) üzerinden değerlendirilmiş ve uluslararası referans değerler ile karşılaştırılmıştır (UNSCEAR, 2000).
Büyük Menderes Havzası’nda radyoaktif elementlerin başlıca kaynakları:
• Jeotermal akışkanlar (U-238, Ra-226 vb.)
• Doğal jeolojik yapı (granitik ve metamorfik kayaçlar)
• Madencilik faaliyetleri
• Tarımsal uygulamalar (fosfatlı gübreler)
Jeotermal akışkanların yüzey sistemlerine karışması, radionüklidlerin mobilizasyonunu artırabilmektedir (Baba et al., 2006).
Başlıca tespit edilen radionüklidler: U-238; Th-232; Ra-226; K-40; Cs-137.
Radyoaktif elementlerin büyük kısmının sediman ve partikül fazında biriktiği belirlenmiştir (Esetlili, 2010).
Toprak örneklerinde ölçülen değerler:
• Ra-226: 13 – 73 Bq/kg
• Th-232: 11 – 58 Bq/kg
• K-40: 235 – 1059 Bq/kg
• Cs-137: 2 – 8 Bq/kg
Bu değerlerin genel olarak dünya ortalamaları ile uyumlu olduğu belirlenmiştir (UNSCEAR, 2000).
Germencik sahasında yapılan çalışmalar, radionüklidlerin toprak-tipine bağlı olarak farklı davranış gösterdiğini ortaya koymaktadır. İncir bahçelerinde tutunmanın daha yüksek olduğu, zeytinliklerde ise mobilitenin daha sınırlı olduğu belirlenmiştir (Dağ, 2015; Esetlili, 2010).
Büyük Menderes Havzası’nda gözlenen radyoaktivitenin önemli bir kısmı doğal kökenli olmakla birlikte, jeotermal enerji üretimi bu doğal arka planı yer yer artırabilmektedir. Özellikle reenjeksiyon uygulamalarının yetersiz olduğu durumlarda, radionüklidlerin yüzey sularına taşınması söz konusu olabilmektedir.
Radyoaktif elementlerin sediman ve toprakta birikmesi, bitki kökleri aracılığıyla gıda zincirine geçişine neden olabilir. Bu durum, havzanın yoğun tarımsal üretim yapısı göz önüne alındığında, gıda güvenliği açısından dikkatle değerlendirilmelidir.
Mevcut çalışmalar, ölçülen değerlerin çoğunlukla uluslararası sınırlar içerisinde olduğunu göstermektedir. Ancak lokal artışlar, çevresel izleme çalışmalarının sürekliliğini gerekli kılmaktadır (TMMOB, 2019).
Sonuç olarak Büyük Menderes Nehri’nde radyoaktif kirlilik büyük ölçüde doğal jeolojik kökenli olmakla birlikte, jeotermal faaliyetler ve diğer insan kaynaklı etkiler bu durumu yerel olarak artırabilmektedir. Radionüklidlerin özellikle sediman ve tarım topraklarında birikmesi, dolaylı maruziyet riskini ortaya koymaktadır.
Bu nedenle:
Jeotermal akışkanların etkin reenjeksiyonu sağlanmalı; Düzenli çevresel izleme yapılmalı; Su-toprak-bitki ilişkisi detaylı incelenmeli; Halk sağlığına yönelik uzun dönemli çalışmalar yürütülmelidir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.