Şerif KUTLUDAĞ

Şerif KUTLUDAĞ

26 Ağustos!.. Malazgirt’ten, Büyük Taarruz’a

Bugün 26 Ağustos 2026, Büyük Taarruz’un 104. Yılı!.. 26 Ağustos 1071’in 955. Yılı!..

Bugün, her iki tarihi hadiseyi, anıyoruz, sevinçlerle ve coşkularla kutluyoruz. Bu elbette bizim hakkımızdır. Fakat konunun bu noktada kalmaması gereken de bir gündeyiz:

Bugün, bu her iki tarih üzerine millet olarak düşünmemiz gereken bir gündeyizve Türkiye Cumhuriyeti Devletimizle Türk Milletinin geleceğini kurgulamanın günündeyiz. Çünkü bu topraklarda zayıfın yaşama hakkı yok. Çağın koşullarına göre yeniden ne yapılması gerektiğini tespit ve ona göre de hazırlık yapma konumundayız…

Özellikle Avrupalılar A’dan Z’ye bizim Anadolu’daki varlığımızı asla kabul etmiş değildirler. Onlara göre biz Batının en muhteşem imparatorluğu olan Roma İmparatorluğunu yıkma suçunu işlemiş bir milletizdir. Devamında 1453’te İstanbul’u fethederek Osmanlı Devletini bir cihan devleti haline getiren bir milletizdir. Bu iki noktadan hareketle Batı dünyası için bütün zamanlarda değişmeyen arzu; Türkleri bu topraklardan atarak coğrafyayı Türklerden temizlemek ve onlara göre geldikleri Türkistan’a göndermektir.

Nitekim Osmanlı’nın Batıdaki ilk yenilgisi ve toprak kaybı olan 1699 Karlofça Antlaşmasından 26 Ağustos 1922’ye gelinceye kadar takip ettikleri Osmanlı’yı çökertme politikalarının temel dayanağı hep budur.

26 Ağustos 1922, Batı’nın değişmeyen planlarının çöpe atıldığı bir gündür.

Fakat şunu Türk Milleti olarak asla unutmamamız gerekiyor: Batı, Türkleri Anadolu’dan atma planlarından asla vazgeçmiş değildir ve de vaz geçmeyecektir de…

Ülkemizde sergilenen Batı kaynaklı, ihtilaller, darbeler, her türlü terör ile çevremizde olup biten bütün hadiselerin sebebi ve varmak istediği ana hedef budur.

Bu gerçeği ülkemizde her ferdimize yediden yetmiş yediye anlatmak ve sürekli uyanık olmak mecburiyetindeyiz…

26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz’un başladığı gündür… 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin Zaferle sonuçlandığı gündür. 9 Eylül 1922’de işgalci Yunan ordularının İzmir Körfezinde denize döküldüğü gündür ki İstanbul’un işgalden kurtuluşu ve Lozan’da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mizin onaylanması bu sürecin bir sonucudur.

26 Ağustos 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi ve Zaferidir. Sanıldığı ya da bize kabul ettirilmeye çalışıldığı gibi bu tarih bizim bu topraklara ilk gelişimiz değildir. Son yapılan kazılarda Göbeklitepe’de, Karahantepe’de çıkarılan buluntular bizim bu toprakların asli unsuru olduğumuzun bir kanıtıdır. Nitekim Tur-ova ile Etrüsk gerçeği de bu tespitin bir başka kanıtıdır.

26 Ağustos 1071’de Malazgirt Zaferinin 900. Yıl Dönümü dolayısıyla açılan şiir yarışmasında 1. Gelen Malazgirt Destanı başlıklı şiirinde destan şâirimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu şöyle sesleniyordu:

“Aylardan Ağustos, günlerden Cuma

Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum'a

Bozkurtlar ordusu geçti hücuma

Yeni bir şevk ile gürledi gökler

Ya Allah...Bismillah... Allahuekber…”

Bu şiirde dile getirildiği gibi Malazgirt savaşının Cuma günü yapılmış olması; Mustafa Kemal’in İstiklâl Harbi’ni başlatmak için Samsun’a çıkışının ardında yaşadığı kongreler süreci sonucunda TBMM‘nin ilk toplantısını yapacağı günün Cuma olarak seçilmesi tesadüfen değildir.

Nitekim bunun tesadüf olmadığını bilakis Cuma günü açılmasının bilinçli olarak planlandığını Mustafa Kemal’in TBMM toplanması için cuma günüyle ilgili sözleri en açık bir şekilde dile getirir:

“….Büyük Millet Meclisi'nin açılışını Cuma gününe denk getirerek Cuma gününün kutsallığından yararlanılacak, açılıştan önce bütün Sayın Milletvekilleriyle Hacı Bayram-ı Veli Cami-i Şerifi'nde Cuma namazı kılınacak, Kur'an'ın nurlarından ve salavat-ı şeriflerden feyz alınacaktır. Namazdan sonra sakal-ı şerif ve Kutsal Sancak taşınarak Meclis'e gidilecektir.”

Büyük Selçuklu Devleti Sultanı Alparslan, 26 Ağustos 1071'de başlayan Malazgirt Savaşı’nda Bizans ordusunu yenerek Anadolu'nun kapılarını son gelen Türklere açmıştı.

Dokuz asır sonra, 26 Ağustos 1922 günü başlayan Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nde Yunan ordusunu bozguna uğratan Atatürk, Anadolu'nun sonsuza dek Türk yurdu olarak kalacağını tüm dünyaya göstermişti.

İşte o kutlu Büyük Taarruz Günü için Türk şiirinin büyük ustası Yahya Kemal Beyatlı, dört mısraya sığdırdığı destan boyutundaki şiiriyle Türk Ordusu adına Allah’a şöyle yalvarır:

26 AĞUSTOS 1922

Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi.

Senin uğrunda ölen ordu budur yâ Rabbi.

Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,

Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm'ın.

Bu gün vesilesiyle; 26 Ağustos 1071’de Anadolu’yu bizlere vatan eyleyen Sultan Alpaslan Gazi’nin şahsında ecdâdımızı;

26 Ağustos 1922’de de Anadolu’nun tapusunun bize ait olduğunu bir kere daha dünyaya haykıran Mustafa Kemal öncülüğündeki Kahraman Ordumuzu ve ecdadımızı, saygıyla, minnetle, rahmetle ve şükranla anıyoruz. Ruhları şâd olsun…

GÜL/AYDIN… SEVGİLERİMLE…

MALAZGİRT MARŞI

Aylardan Ağustos, günlerden Cuma

Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum'a

Bozkurtlar ordusu geçti hücuma

Yeni bir şevk ile gürledi gökler

Ya Allah...Bismillah... Allahuekber

Önde yalın kılıç Türkmen Başbuğu

Ardında Oğuz'un elli bin tuğu

Andırır Altay'dan kopan bir çığı

Budur, Peygamberin övdüğü Türkler...

Ya Allah...Bismillah... Allahuekber

Türk, Ulu Tanrı'nın soylu gözdesi

Malazgirt Bizans'ın Türk'e secdesi

Bu ses insanlığa Hakk'ın müjdesi

Bu seste birleşir bütün yürekler...

Ya Allah...Bismillah... Allahuekber!..

Nağramızdır bu gün gök gürültüsü,

Kanımızdır bugün yerin örtüsü

Gazi atlarımın nal parıltısı

Kılıçlarımızdır çakan şimşekler...

Ya Allah...Bismillah... Allahuekber!..

Yiğitler kan döker, bayrak solmaya,

Anadolu başlar, vatan olmaya...

Kızılelma'ya hey... Kızılelma'ya!!!

En güzel marşını vurmadan mehter

Ya Allah...Bismillah... Allahuekber

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.