ADÜ’nün mezuniyet töreninden çıkarılacak ders

Geçtiğimiz günlerde Adnan Menderes Stadyumunda çok büyük katılımla Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) mezun olan 12 bin 200 gencimiz için bir tören düzenledi.

ADÜ Rektörlüğü ve yönetimince oldukça önemsenen, uzun zamandan beri törenle ilgili organizasyon hazırlıklarının amaçlarına, hedeflerine ne kadar gerçekleştirip gerçekleştiremediği noktasında önemli gözlem, tespit ve düşüncelerimizi paylaşacağım.

Tören günü ADÜ’nün en sevinçli, heyecanlı mezuniyet kutlamalarının yapıldığı coşku dolu sanki bir bayram günü. 60 bin öğrencisiyle eğitim verdiği gençlerimizi mezun edecek, kimisi tıp, kimisi veterinerlik, ziraat, inşaat, makine mühendislikler vb. yüksekokuldan mezun olanlar var. Mesleklerinin ilk adımını atan öğretmenlerin ve doktorların yemin merasimleri gerçekleşecek. Sevinçle havaya atılan binlerce keple mezuniyet kutlamaları ritüeli de gerçekleşmiş oluyor.

Aynen askerlikte vatan uğruna seve seve can vermeye ant içtiği askerlik zanaatını öğrendiğinin tescili yemin merasimin yapıldığı gibi. O gün gelince askerlerimizin anne- babaları, yakın ailesi, eşi ve ya nişanlısı yemin merasimi yapılacak askeri birliğin bulunduğu şehre akın ederler. O gün şehirde, caddelerde çarşı ve pazarda bir canlılık haraketlilik yaşanır. Esnafımızda bu sosyal olayın bereketinden nasibini alır.

Yemin törenlerinde askerlerimizin büyük bir disiplin içinde merasim geçitlerinde söyledikleri kahramanlık marşları, yapılan spor gösterileri vb. adeta milli duygularımızla göğsümüzü kabartır, tüylerimiz diken diken olur.

Biz şimdi ilim ordusu, irfan ordusu 60 bin öğrencisi, 5 bin idari ve akademisyen kadrosuyla eğitim öğretim yapan ilimizin tek yüksek öğretinim kurumu ADÜ ‘ nün mezuniyet törenlerinden bahsedelim. Hem sayısal kesafeti, hem fiziki mekân, kurum ve tesisleri, insan kaynakları, her ilçemize dağılan fakülte ve yüksekokullarıyla ADÜ’müz; şehrimizin sosyokültürel hayatında çok büyük bir potansiyele sahiptir.

ADÜ’den mezun olan bu genç kadrolar ülkemizin geleceği için önemli işlevler üstlenecek yetişmiş kadrolardır. Pazartesi günü saat 10.00 ‘ da başlayan resmi tören başlangıcına müteakip kültür, sanat, müzik etkinlikleriyle dolu dolu devam etmiştir. Akşama doğru konser etkinliği devam etti.

4-5 yıldır şehrimizde ADÜ’de okumakta olan gençlerimiz bu mezuniyet törenleriyle ADÜ’ den ve ilimizden vedalaşıp ayrılırken biraz içlerinin buruk kaldıklarını ifade ettiler.

Neden mi? Gençlerimizin bu iç burukluğunun sebebi nedir? Gençler bu sebebi kendileri açıkladılar. Bu şehrin ev sahibi olacak Aydın protokolü nerede? Bu mutlu günümüzde bizim duygularımızı niçin paylaşmıyorlar. Gençlerin ifade ettiği gibi biz gerçekten yeterince ev sahipliği yapabildik mi? Misafirlerimize ne kadar misafirperverlik yapabildik? 12 bin 200 mezun olan gencimiz ve uzaktan yakından Türkiye’nin dört bir yanında şehrimizde ki törenlerimize gelen en az 20-25 bin misafirin gelmesi öğrencilerimizle beraber 35 bin kişinin sosyal organizasyon unu bir düşünün.

Trafik, ulaşım, yeme- içme, konaklama vb. yerel hizmetleri yetişebildik mi bir düşünün…

Bu misafirlerimizi Aydın’ın değerlerinin tanıtılıp sevdirilmesi noktasında bizlerden memnun olarak ayrılmalarını sağlayabildik mi?

Maalesef olmadı.

Neden?

ADÜ’nün bu törenlerle ilgili davetiyelerinin devlet protokolüne ulaşımında aksamalardan bahsedelim. Sayın Valimize davetiye ulaştı mı ulaşmadı mı? Rektörlük Sayın Valimizle iletişim kurdu mu? Her neyse bunları bilemem. Sayın Valimizin Protokolde ki yeri boş kalmış, BŞB’nin yeri de boş kalmış.

Hem mezun olan gençlerimize, hem de dışarıdan misafir gelen bu 35 bin kişilik kitleye; ADÜ rektörlüğümüzle. BŞB ile Vilayeti ile tam birlik içinde olduğumuzun fotoğrafını ah bir gösterebilseydik…

Bu durumda “Aydın Valisi Yavuz Selim Köşger ile Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun bundan daha önemli ne işleri vardı da bu fırsat kaçtı?” sorusunu yöneltmeden edemiyor insan.

ADÜ rektörlüğünün, üniversite yönetimin uzun zamandır hazırlık yaptığı bu mezuniyet törenlerini Aydın için bir fırsata çeviremedik. Hele felç olan şehir içi trafiğinin kilitlenmesi, Aydın gibi bir yerde ulaşım sorunun yaşanması, otopark sorunu, bilhassa meteoroloji raporlarına göre sağanak yağmurun altında ıslanan gençlerle misafirlerimizin yaşadıklarına ne dersiniz.

Keşke bu mezuniyet törenlerinde, sağanak yağmurun altında ıslananlar ile yağmurdan etkilenmeyen mekânlar da bulunanlar olarak ayrışmasaydık. Keşke hep beraber aynı yağmurun altında sırılsıklam ıslansaydık. Gururla başarılarımızın sevinç şarkılarını söyleseydik.

Olmadı. Maalesef olamadı.

Bu ruh, bu beden, mekân, gönül birlikteliğini sağlayamadık. Aynı iklimi aynı sevinç duygularımızı tam anlamıyla yaşayamadık. Misafirlerimize çok mahcup olduk.

O mezun olan öğrencilerimiz ve törene gelen misafir öğrencilerimizin pek çoğu bir mecburiyet olmadıkça belki bir daha Aydın’a hiç gelmeyecekler. Ama bu insanlar Aydın’dan memleketlerine döndüklerin de ömür boyu, Aydın‘da karşılaştıkları mutsuz memnuniyetsiz bu tabloyu anlatacaklar.

Halbuki çok iyi bir planla ve organizasyon la törenlere katılan 35 bin kişilik potansiyeli, şehrimizin güzelliklerini, değerlerini sevmiş gönüllü bir kültür ve turizm elçisi misyonuyla uğurlayabilirdik.

Başarabildik mi?

Cevap hayır!

Ne yazık ki olmadı. Yazık oldu Aydın ‘a. Bu güzelim fırsatı da kaçırdık.

Her yıl yapılan ve yılda 365 günde bir defa yapılan mezuniyet törenninin şehrimize katma değer ve kazanımları bir başka bahara kaldı. Bu güzel şehirde ortak akıl ne zaman gelip gelecek.

Herkesin isteği ve özlemi bu ama bir türlü gerçekleştiremiyoruz.

Gerçekten her Aydınlının çok çok düşünmesi gereken bir konu.

Kalın sağlıcakla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum