Dr. Metin AYDIN
Aydın ilinde jeotermal enerji üretimi ile depremsellik arasındaki ilişkinin bilimsel değerlendirmesi
Aydın ili, Türkiye’nin en büyük jeotermal elektrik üretim merkezidir. Aynı zamanda Batı Anadolu’nun en aktif deprem kuşaklarından biri olan Büyük Menderes Grabeni üzerinde yer almaktadır. Bu nedenle jeotermal enerji üretimi ile depremsellik arasındaki olası ilişkinin araştırılması hem bilimsel hem de toplumsal açıdan önem taşımaktadır.
Mevcut bilimsel literatür, jeotermal akışkan üretimi ve özellikle reenjeksiyon işlemlerinin yer kabuğundaki gerilme dağılımını değiştirebildiğini ve uygun jeolojik koşullarda “tetiklenmiş (indüklenmiş) depremsellik” oluşturabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte, Aydın’da bugüne kadar yayımlanan çalışmalar, orta ve büyük depremlerin temel nedeninin jeotermal enerji üretimi olduğunu kanıtlamamıştır.
1. Giriş
Batı Anadolu, Afrika levhasının dalması ve Anadolu bloğunun batıya hareketi nedeniyle dünyanın en aktif genişlemeli tektonik bölgelerinden biridir. Büyük Menderes Grabeni boyunca gelişen normal faylar hem yüksek deprem aktivitesine hem de yüksek sıcaklıklı jeotermal rezervuarlara neden olmaktadır. Bu nedenle deprem ve jeotermal sistemler aynı jeolojik süreçlerin ürünüdür.
Aydın ili, Türkiye’nin jeotermal elektrik üretiminin büyük bölümünü karşılamaktadır. Germencik, İncirliova, Salavatlı ve çevresinde çok sayıda üretim ve reenjeksiyon kuyusu bulunmaktadır.
2. İnsan Kaynaklı Deprem (İndüklenmiş Sismisite)
İndüklenmiş sismisite;
- jeotermal enerji üretimi,
- petrol ve doğalgaz üretimi,
- derin atık su enjeksiyonu,
- madencilik,
- baraj rezervuarları
gibi faaliyetler sonucunda kayaçlardaki gerilme koşullarının değişmesiyle meydana gelen depremleri ifade eder.
Jeotermal sistemlerde iki temel mekanizma önemlidir:
- Akışkan üretimi nedeniyle rezervuar basıncının azalması.
- Reenjeksiyon sırasında gözenek basıncının artması.
Bu değişimler kırılmaya çok yakın fayların daha erken harekete geçmesine neden olabilir.
3. Dünyadan Bilimsel Kanıtlar
Basel (İsviçre)
2006 yılında yürütülen EGS (Enhanced Geothermal System) projesinde yüksek basınçlı su enjeksiyonu sonrasında M3.4 büyüklüğünde deprem meydana gelmiş, binlerce artçı kaydedilmiş ve proje durdurulmuştur.
Pohang (Güney Kore)
2017 yılında meydana gelen Mw 5.4 depremi üzerine yapılan bağımsız bilimsel araştırmalar, enjeksiyon faaliyetlerinin önceden gerilim altında bulunan bir fayı tetiklediğine ilişkin güçlü kanıtlar ortaya koymuştur.
The Geysers (Kaliforniya)
Dünyanın en büyük jeotermal sahasında on binlerce mikrodeprem kaydedilmektedir. Bunların önemli bölümü reenjeksiyon faaliyetleriyle ilişkilendirilmektedir. Ancak iyi işletme uygulamaları sayesinde risk sürekli izlenmektedir.
Bu örnekler, jeotermal faaliyetlerin depremleri oluşturabileceğini değil, uygun koşullarda mevcut fayları tetikleyebileceğini göstermektedir.
4. Aydın’daki Bilimsel Çalışmalar
Jones ve Westaway (1991)
Germencik çevresinde yoğun mikrodeprem gözlemleri yapılmış ve mikrodepremlerin aktif normal faylar boyunca geliştiği gösterilmiştir. Çalışma, bölgenin doğal olarak aktif tektonik karakterini ortaya koymuştur.
Filiz, Tarcan ve Gemici (1999)
Germencik jeotermal alanının hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal özellikleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Jeotermal sistemin aktif graben fayları tarafından kontrol edildiği gösterilmiştir.
Mehmet Şişman Doktora Tezi (2017)
Jeolojik, hidrojeolojik ve jeokimyasal model oluşturulmuş; rezervuarın aktif kırık sistemleriyle ilişkisi ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
2023 Jeosound Çalışması
Söke, Germencik ve Kuşadası çevresindeki jeotermal alanlarda hidrojeokimyasal değişimler ile aktif faylar arasındaki ilişki araştırılmış; bölgenin hem deprem hem de jeotermal açıdan son derece aktif olduğu vurgulanmıştır.
Onur Tan ve arkadaşları (2025)
2007–2024 yılları arasındaki deprem verileri yeniden analiz edilerek Germencik sahasındaki aktif fay geometrileri yüksek çözünürlükle görüntülenmiştir. Çalışma, depremlerin aktif fay düzlemleri boyunca kümelendiğini göstermektedir; ancak büyük depremlerin jeotermal üretimden kaynaklandığı sonucuna ulaşmamaktadır.
5. Bilimsel Değerlendirme
Mevcut kanıtlar şu sonuçları desteklemektedir:
- Aydın’daki doğal deprem tehlikesinin temel nedeni Büyük Menderes Grabeni’nin aktif tektoniğidir.
- Jeotermal üretim ve reenjeksiyon yerel gerilme koşullarını değiştirebilir.
- Bu nedenle mikrodepremler tetiklenebilir.
- Ancak Aydın’da orta ve büyük depremlerin doğrudan jeotermal enerji üretimi nedeniyle oluştuğunu gösteren hakemli ve kesin bilimsel kanıt bulunmamaktadır.
Dolayısıyla “hiçbir ilişki yoktur” ifadesi de, “tüm depremlerin nedeni jeotermaldir” ifadesi de bilimsel verilerle uyumlu değildir.
6. Bilimsel Eksiklikler
Aydın için en önemli eksiklikler şunlardır:
- Üretim ve reenjeksiyon debilerinin kamuya açık olmaması.
- Kuyu basınç verilerinin paylaşılmaması.
- Mikrodeprem kayıtlarının işletme verileriyle birlikte analiz edilememesi.
- Bağımsız uzun dönemli sismik izleme ağlarının yetersizliği.
Bu eksiklikler giderilmeden kesin nedensellik ortaya konulamaz.
7. Öneriler
- Tüm jeotermal sahalarda gerçek zamanlı mikrodeprem izleme ağı kurulmalıdır.
- Üretim ve reenjeksiyon verileri bilimsel araştırmalara açılmalıdır.
- Trafik Işığı Sistemi uygulanmalıdır.
- Üniversiteler, AFAD ve MTA ortak izleme programı oluşturmalıdır.
- Tüm veriler bağımsız araştırmacılar tarafından değerlendirilebilmelidir.
Sonuç
Bugünkü bilimsel bilgi düzeyine göre Aydın’da jeotermal enerji üretiminin bazı küçük depremleri tetikleyebilmesi mümkündür. Ancak orta ve büyük depremlerin temel nedeni Batı Anadolu’nun doğal tektonik rejimidir. Jeotermal faaliyetlerin bu doğal sistem üzerindeki etkisinin büyüklüğü henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Bu nedenle bilimsel yaklaşım, ne ilişkiyi tamamen reddetmek ne de kesin nedensellik iddiasında bulunmaktır. En doğru yaklaşım; şeffaf veri paylaşımı, sürekli sismik izleme ve bağımsız bilimsel araştırmaların artırılmasıdır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.