Dürüst basın ve yalakalar üzerine

Gazeteci; yanacağını bile bile ülkesini aydınlığa çıkarmak için savaş verendir.

Gazeteci; birilerinin egosunu tatmin etmek için değil; toplumun iyiliğini, mutluluğunu, huzurunu ve refahını düşündüğü için korkusuzca ve çıkarsızca haber yapandır.

Gazeteci; “Benden isen yaşarsın, değilsen yanarsın!” tehditlerine pabuç bırakmayandır.

Gazeteci; Cumhuriyet’in ilke ve değerlerini savunmaktan asla çekinmeyenlerin taşıyabileceği onurlu bir sıfattır. Tıpkı büyük şair Nâzım Hikmet gibi gözünü ateşten sakınmayanlardır onlar...

Değerli okurlar, uzun zamandır Aydın 24 Haber sitesinde haftada bir gün, güncel ve önemli olaylar hakkındaki görüşlerimi sizlerle paylaşıyorum. Elimden geldiğince 'yandaş' değil, daima 'doğrudan yana' olmaya gayret ediyorum.

Ancak ne yazık ki bazı yerel gazetelerde, bir kişiyi ya da kurumu hedef alan ağır ve gerçek dışı yazılar görüyoruz. İşin garibi, yıllarca aynı kişi veya kurum hakkında bu kadar ağır ithamlarda bulunanlar, bir bakıyorsunuz aniden çark edip bu defa övgüler dizmeye başlıyorlar. Eleştirdiğin kişi bu kadar iyiydi de senelerce neden o ağır suçlamaları yönelttin? Şimdi hiç sıkılmadan nasıl böyle methiyeler düzebiliyorsunuz? Gerçekten gazetecilik mesleği adına utanılacak bir durum!

Geçmişte bir kooperatif başkanı hakkında soruşturma açılmıştı ama başkan bunu hiç umursamıyordu. Kendisine, “Gazeteciler ve basın bunu duyup yazarsa çok zor durumda kalırsın” dediğimde verdiği yanıt kanımı dondurmuştu:

“Benim hakkımda yazı yazamazlar! Yazmak isteyeni yanıma çağırır, cebine iki yüz lira koyarım; o iş orada kapanır.”

Gücü elinde tutan etkili ve yetkili odakları, her zaman kendilerine itaat edecek birilerini ararlar ve ne yazık ki çok çabuk da bulurlar. Yetkililer bu tipleri ellerinde birer 'joker' gibi tutarlar.

Toplumumuzda elbette farklı insan tipleri mevcut. Kendileri her türlü menfaat ilişkisinin içindeyken, başkalarına çamur atmaktan çekinmezler. Anlayacağınız; hırsız hem kaçar, hem de önündeki masuma “Hırsız var, yakalayın!” diye bağırırmış.

Bazıları da ardan, namustan, vicdandan bahseder ama işin içine kendi çıkarı girince inancını da kalemini de satar. Söylemde dürüstlüğü kimseye bırakmaz; yalanın, riyanın, iftiranın bitmesi gerektiğini söyler ama eyleme gelince bildiğini okumaya devam eder.

Sözlüklere baktığımızda yalakalık; dalkavukluk, arsızlık ve sırnaşıklık olarak tanımlanır. Gücü elinde tutandan aldıkları cesaretle sağa sola saldırırlar. Bunların neresinden tutarsanız tutun, eliniz kirlenir. Bir yazarımızın da dediği gibi:

“Bu beslenen yalakaların beslendikleri yalak, gıdaları ise yaldır.”

Behram Ataol’un da dediği gibi:


Yalan dolan yazıp çizen,

Güçlüye övgü düzen...

Dün "ben dinsizim" diye gezen,

Bugün Müslüman olmuştur.

Siyasetçilerin ve liderlerin her yaptığına alkış tutan, onunla ağlayıp onunla gülen, taklacı güvercinler gibi güç sahibinin önünde taklalar atanlar... Kraldan fazla kralcı olan bu tipler, akbabalara ve cellatlara benzerler. Gurur ve onur duydukları bu eylemlerin bir yalakalık değil, görevleri olduğunu sanırlar. Üstelik bunlar medyada, televizyon programlarının en baş köşelerindedir.

Yalakalar, dönekler ve çıkarcılar ne yazık ki etrafımızı sarmış durumda. Çok sevdiğim anonim bir dörtlük şöyle der:

Namert sofrasında balı yemeden,

Cömert sofrasında yala razıyım.

Teberru ile ipekli giymeden,

Kendi kazandığım çula razıyım.

Yine çok sevdiğim o anlamlı sözle bitirelim:

“Kişilikli bir şekilde ayakta durmak, diz üstü onursuzca yaşamaktan çok daha iyidir.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.