Eksik olan ahlâk

Biraz nostalji olsun… 40-50 yıl öncesinin sinema salonlarını hatırlayın. Yeni film anonsları yapılırken seyirciye; “Aşk, macera, savaş, dövüş, kavga bu sinemada…!” diye seslenilirdi. O yılların filmleri, toplumun yaşamına ayna tutar; Yılmaz Güney, Erol Taş, Cüneyt Arkın, Kadir İnanır, Fatma Girik, Türkan Şoray, Filiz Akın, Ediz Hun gibi sanatçıların aşkları, nefretleri, kavgaları dillere destan anlatılırdı. Anadolu insanı, tarlasında, bahçesinde, çarşıda, kahvede bu kahramanların dürüst ve samimi yaşamlarını örnek alırdı. Ve filmin sonunda hep iyiler kazanır, kötüler cezasını bulurdu. Hak yerini bulur, adalet tecelli ederdi.

Bugün ise tablo farklı… Kavga gürültü, bağırıp çağırmalar, stres ve binbir çeşit Bizans oyunu var. Ama içinde sevgi yok, saygı yok, muhabbet yok. Aşk yok, vefa yok. Taraflar kılıçlarını çekmiş, sağa sola sallıyor. TBMM grup toplantılarında “önce ben konuşacağım” tartışmaları yaşanıyor, kürsü darbesi püskürtülüyor. CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu taraftarları “Özel’in itleri, yıldıramaz bizleri” diye tempo tutarken, Kılıçdaroğlu “Arınmadan” söz ediyor; hırsızlık, yolsuzluk yapanlara hesap soracağını haykırıyor.

Cumhuriyetin kurucu omurgası olan bu asırlık parti içindeki çekişmeler zaten on gündür mahkeme kararının ardından herkesin dilinde. İktidarı, muhalefeti, ilgilisi ilgisizi her gün konuşuyor, ahkâm kesiyor. Şüphe etmeye başladım; meğer ne kadar çok CHP sempatizanı varmış!

Belki demokratik olgunluğa erişemedik… Belki rant ve çıkar siyaseti yüzünden kurbanlar veriyoruz. Eğer gerçekten arınmadan, temizlenmeden bahsediyorsak; mesele sadece bir parti değil, bütün partiler için “Siyasi Ahlâk Yasası”nı TBMM’de çıkarabilmek. Finans kaynaklarını şeffaf açıklayabilmek. Kamu ihaleleriyle zenginleşmeyi önleyebilmek. Halk diyor ki: “Genel başkanlar ne kadar hak, hukuk, dürüstlük deseler de, yolsuzluğun kökünü kazıyacağız deseler de hepsi laf-ı güzaf… Çalan çırpan çoktan Üsküdar’ı geçti.”

Bu kir, bu pislik kanımıza işlemiş gibi. Yorgun sistem pek çok kişiyi yamulttu. Dik duran, satılmayan, namusuyla mücadele eden değerler yozlaştı. Şairin dediği gibi: “Doğru söz, eğri kulağa ağır gelir.” Haklı susuyor, haksız sırıtıyor. Kimse “Ben nerede yanlış yaptım?” demiyor.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin sözüyle: “Yuyacak paksa, yunacak da pak olur.” Herkes kendi evinin önünü süpürse şehir tertemiz olur. Ama evin içinde hırsız varsa kapı kilit tutmaz.

Bu asırlık çınar, Cumhuriyet emaneti parti; yüz yıl önce emperyalizmin oyunlarını milli birlik ve vatanseverlik ruhuyla bozmuştu. Bugün de ülkemiz ve bölgemiz üzerindeki tuzaklara karşı Kuvayı Milliye ruhuyla mücadele etmek zorunda. Esas olan vatandır, gerisi teferruattır.

Tolstoy’un dediği gibi: “Cahilde eksik olan akıl değil, ahlaktır. Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan kötü insandır.” İşte bu yüzden; doğruyu göremeyecek kadar kör olanlardan, yanlışı savunacak kadar cahil olanlardan, insanların acısından zevk alanlardan uzak durmak gerekir.

Kalın sağlıcakla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum