Ne çektin be Nevzat Biçer Nikah Salonu…

Bazı binaların kaderi vardır. Kimisi müze olur, kimisi okul… Kimisi de maalesef siyaset sahnesinin oyuncağı. İşte Nevzat Biçer Nikah Salonu tam da bu üçüncü kategoriye giriyor: Her dönem başka bir “rol”, her yönetimde başka bir “hikâye”…

Hatırlayalım…

2014 yılında Aydın büyükşehir olunca, eski düzen yerle bir edildi, yenisi kuruldu. Kurulan sistemin ilk icraatlarından biri de mal paylaşımıydı. Komisyon kuruldu, dağıtım yapıldı, imzalar atıldı. Nevzat Biçer Parkı ve içindeki yapılar da Özlem Çerçioğlu yönetimindeki Büyükşehir’e verildi.

Ve sahne açıldı…

Tarihi bir bina. Sembol bir mekan. Ama bir bakıyorsunuz; Anıtlar Kurulu’ndan izin yok, proje yok, hassasiyet yok… Duvarlar yıkılıyor, kapılar açılıyor. Tarih, “tadilat” adı altında biraz daha törpüleniyor. Üstelik iddia o ki, bu dönüşümün finalinde mekân bir “Tren Bar” olacak. İşletmecisi mi? Yine iddialara göre oğul Ata Caner Çerçioğlu…

tarihi-binaya-izinsiz-insaat-5.jpg

Ne diyelim… Tarih kokan duvarlara biraz da “gece hayatı ambiyansı” katılmak istenmişti herhalde. Ama gazetemizde çıkan haberin ardından o kapılar apar topar kapatıldı.

tarihi-binaya-izinsiz-insaat-4.jpg

Ama hikâye burada bitmedi.

Bu kez devreye hukuk girdi. Özlem Çerçioğlu itiraz etti, mahkeme “yeniden paylaşım” dedi. Sonuç? Park Büyükşehir’de kaldı ama binalar Efeler Belediyesi’ne geçti.

Ve işte o noktada sahneye Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakcan çıktı.

Virane halde devralınan o yapı, yeniden nikah salonuna dönüştürüldü. Yani bir anlamda, “bar tartışmasından” alınıp “hayatların birleştiği mekâna” çevrildi. Toplantılar yapıldı, nikahlar kıyıldı, insanlar mutlu günlerini yaşadı.

Kısacası bina, yeniden asli bir kimlik buldu.

Ama…

Siyasetin hafızası kısa, iştahı uzundur.

Geçtiğimiz günlerde bu kez başka bir perde açıldı. Nevzat Biçer Parkı’ndaki binaların Efeler Belediyesi’nden alınıp Vakıflar’a devredildiği gündeme düştü. CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan “halkın malına el koyma girişimi” dedi, AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem ise “yasal süreç”…

Hangi yorum doğru?

Belki ikisi de… Belki hiçbiri…

Ama kesin olan bir şey var: Bu bina hiç rahat yüzü görmedi.

Bir dönem “kaçak inşaatın” gölgesinde kaldı.
Bir dönem “bar olacak mı?” tartışmasına sahne oldu.
Bir dönem “nikah salonu” olarak nefes aldı.
Şimdi ise “kimin malı?” kavgasının ortasında…

Arada bir bürokratik trajikomedi sahnesi vardı elbette…

Özlem Çerçioğlu o dönem CHP’de siyaset yapıyordu; her zaman olduğu gibi gemisini yüzdürmeyi de biliyordu.

İzinsiz inşaatlara göz yuman Kültür Varlıkları Koruma Müdürünün akıbetini merak ederseniz… Ceza mı aldı? Soruşturma mı geçirdi?

Hayır.

Ödüllendirildi. Büyükşehir’de daire başkanı oldu.

Demek ki bu memlekette bazı hatalar kariyer basamağına dönüşüyor; bazı doğrular ise yalnızca dipnot olarak kalıyor.

Sonuç mu?

Nevzat Biçer Nikah Salonu’nun hikâyesi aslında bir bina hikâyesi değil. Bu, yönetim anlayışlarının, siyasi inatların ve kamu malı üzerindeki bitmeyen hesapların hikâyesi.

Ve biz de soruyoruz:

Bir bina daha ne yaşasın?

Duvarı yıkıldı, kimliği değişti, sahibi değişti, amacı değişti…

Geriye bir tek tabela kaldı.

O da ne kadar dayanır, bilinmez…

İşte bu yüzden diyorum:

Ne çektin be Nevzat Biçer Nikah Salonu…

Bu meseleye biraz da “ehven-i şer” penceresinden bakmak gerekiyor.

Neden mi?

Çünkü bu memlekette bazen iyi ile kötü arasında değil, kötü ile daha az kötü arasında tercih yapmaya mecbur bırakılıyorsunuz.

Düşünün…
Bir tarafta tarihi dokunun hoyratça hırpalanıp “Tren Bar”a dönüştürülme ihtimali,
Diğer tarafta Vakıflar’a devredilmesi…

Hangisi daha iç açıcı? Tartışılır.
Ama hangisi daha az zarar verir? İşte orası daha net.

Eğer tercih bu iki seçenek arasındaysa,
Vakıflar’a devredilmesi, bar yapılmasına kıyasla “ehven-i şer”dir.

Bu bir övgü mü? Asla.
Bu sadece içinde bırakıldığımız seçeneklerin acı bir itirafı.

Çünkü aslında olması gereken çok basitti:
Tarihi bir yapı, kamunun ortak değeri olarak korunur, yaşatılır ve halkın hizmetinde kalırdı.

Ama biz ne yaptık?

Önce tartıştık,
Sonra paylaştık,
Ardından tahrip ettik,
En sonunda da “hangisi daha az kötü” diye hesap yapmaya başladık.

İşte asıl mesele tam da bu.

Ve bu yüzden…

Ne çektin be Nevzat Biçer Nikah Salonu…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.