Şerif KUTLUDAĞ

Şerif KUTLUDAĞ

Savaşlar, şairler ve şiirler

Tarihin insanlığa sunduğu savaşların ilkeleri ve kabulleri ile günümüzün savaş kuralları ve kabulleri birbiriyle kabul edilemez derece de farklılık arz ediyor bir kere…

Tarih içre bir devlet bir devlete savaş ilan ederdi. Sonrasında ordular bir yerlerde karşılaşır, ordulardan hangisi galip gelirse o devlet kazanmış olurdu.

Savaşların da bir namusu vardı: Çocuklara, hastalara, yaşlılara dokunulmazdı… Aman dileyen asker bile öldürülmez esir alınırdı…

Modern çağ dediğimiz günümüzde olana bitene bakınca geçmişteki savaşlar ne kadar da insaniymiş demekten insan kendisini alamıyor.

İsrail’in Gazze’de ortaya koyduğu kural tanımaz soykırımı… ABD’nin İran’a attığı füzelerin bir ilk okula isabetiyle 170 ilkokul öğrencisinin öldürülmesi konusunda insan ne diyeceğini bilemiyor. Buna karşılık İran’ın attığı füzelerin de iş merkezleri ve otellere isabetiyle masum insanların ölümünü de yine insan ne diyeceğini bilemiyor…

Velhasıl modern diye adlandırılan çağın vahşetine de akıl sır ermiyor…

Savaşlar olurken şairler ne mi yaparlar?

Yaşadıklarını ve ruhlarında biriktirdikleri duyguları çağının şiir anlayışına göre şiire emanet ederler…

Mehmet Emin YURDAKUL’un “Bırak beni haykırayım” başlıklı şiirindeki şu mısraları şairlerin ne yapmaları gerektiğinin en veciz ifadesidir:

BIRAK BENİ HAYKIRAYIM

……

Bırak beni haykırayım, susarsam sen mâtem et;

Unutma ki şâirleri haykırmayan bir millet,

Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir;

……

Nitekim Çanakkale Savaşları devam ederken İstanbul Hükümeti farklı sanat dallarından sanatçıları cepheye götürür. Cephedeki askerlerle söyleşsinler sonra da duygularını şiirleştirsinler diyerek… Nitekim ortaya konulan yazılar “Harp Mecmuası” adı verilen bir kitapta toplanır.

Ne var ki en muhteşem şiiri “Çanakkale Şehitlerine” başlığıyla bu geziye katılmamış olan Mehmet Akif yazmıştır yine de…

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Şu boğaz harbi nedir? Var mı ki dünya’da eşi?

En kesif orduların yükleniyor dördü beşi

- Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya -

Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.

……

İstiklâl Savaşı devam ederken Mustafa Kemal’in başkanlığını yaptığı TBMM’nin açtığı “İstiklâl Marşı Yarışması”na 724 şiir gönderilmesi, bir yanıyla paranın yaptırım gücünü öne çıkarırken diğer yanıyla da şairlerin İstiklâl Harbi konusundaki hassasiyetlerinin de bir göstergesidir.

Nitekim para ödülünden dolayı yarışmaya katılmayan Mehmet Akif, para konusuna çözüm bulunmasının ardından 12 Mart 1921’de 9 dörtlük 1 beşlikten oluşan 41 mısralık “İstiklâl Marşı”mızı yazmış: TBMM tarafından da İstiklal Marşı olarak kabul edilmiştir.

İSTİKLÂL MARŞI

-Kahraman Ordumuza!..-

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak…

……

Bu konuda belki de en kısa fakat bir o kadar da derin anlamlı şiiri 26 Ağustos 1922 Başlığıyla Yahya Kemal BEYATLI yazmıştır:

26 AĞUSTOS 1922

Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi.

Senin uğrunda ölen ordu budur yâ Rabbi.

Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,

Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm'ın.

Şimdi biraz da tarihe bakalım derim şairler neler yazmışlar:

Tarihimizde 93 Harbi diye geçen 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi’nin hatırası “TUNA NEHRİ AKMAM DİYOR” türküsüyle yaşatılmaktadır hâlen:

Tuna Nehri akmam diyor,

Etrafımı yıkmam diyor,

Şanı büyük Osman Paşa,

Plevne'den çıkmam diyor.

….

4. Murat’ın Bağdat Seferi’nin hatırası KAYIKÇI KUL MUSTAFA’nın adıyla bugünlere gelen “

GENÇ OSMAN TÜRKÜSÜ’nin varyantlarıyla yaşayıp gelmiştir günümüze:

İptida Bağdat'a sefer olanda

Atladı hendeği geçti Genç Osman

Vuruldu sancaktar kaptı sancağı

İletti bedene dikti Genç Osman

……..

Barış Manço’nun meşhur ettiği farklı bir varyant

Genç Osman dediğin bir küçük uşak,

Beline bağlamış ibrişim kuşak,

Askerin içinde birinci uşak,

Allah Allah deyip geçer Genç Osman oy oy!!!

…....

1971 yılında Malazgirt Savaşı ve Zaferi2NİN 900. Yılı nedeniyle açılan MALAZGİRT MARŞI yarışmasını Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU şöyle başlayan şiiriyle kazanmıştır:

Aylardan Ağustos, günlerden Cuma

Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum'a

Bozkurtlar ordusu geçti hücuma

Yeni bir şevk ile gürledi gökler

Ya Allah...Bismillah... Allahuekber

…….

Arif Nihat ASYA 1453’te Fatih Sultan Mehmet’in kapılarını Türk Milletine açıp Gülzâr eylediği İstanbul’un fethi için şunları yazmıştır:

FETİH MARŞI

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;

Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;

Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hâlâ ne diye oyunda oynaştasın ?

Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın.!

…..

Bu konudaki en eski şiir belki de 11ç YğzYılda yazılan Kaşgarlı Mahmud’un DÎVÂNU LUGÂT’T TÜRK adlı eserinde yer alan ALP ER TUNGA SAGUSU’dur…

Alp Er Tunga öldi mü

Isız acun kaldı mu // Kötü dünya kaldı mı

Ödlek öçin aldı mu // Zaman öcünü aldı mı

Emdi yürek yırtılur // Şimdi yürek yırtılır

...Bakalım İSRAİL’in ve onun destekçisi ABD’nin kural tanımaz savaşlarının acılarını yaşayan şairler bu acılarını şiirlerinde nasıl ifade edecekler…

Bakalım kanla beslenen Kan Çiçekleri nasıl şiirceler açacaklar?

Derken sorumun cevabı sosyal medyadan geldi bir saat önceki paylaşımla:

Çok değerli Sanat Değirmeni Başkanı, Sevgili Aygün EROĞLU Üstadım/Kardeşim paylaşımında, her kelimesi yüreklere köz gibi düşen şu cümleleri dile getirdi:

“Savaş bile durduramadı!

Kan ve barutun eksik olmadığı Tebriz’den inadına şiir, ölümüne şiir…
Her biri 1.000 sayfadan oluşan ve bu yıl 6. cildini yayımladığımız (bu ciltte 8 ülke şairlerinin yer aldığı) uluslararası çalışmanın sonucu kitabımız elime ulaştı.”

Editörlüğünü Akbar Rezayi’nin üstlendiği, Ürekler Döyüntüsü (Yürekler/Kalpler Çarpıntısı) adıyla Tebriz’de yayımlanan bu eserde; İran Direktörü Yusef Nasrullahzade’nin, Türkiye Direktörü olarak ise çok değerli Aygün Eroğlu’nun görev aldığı büyük bir emek söz konusu. Tuğrul Keskin, Veysel Çolak, Fatma Aras, Emir Şıktaş gibi kıymetli şairlerimizin yanı sıra, şahsım Şerif Kutludağ’ın şiirine de yer verildiğini öğrenmek, tarifsiz bir onur.

Kadim medeniyetlerin bize öğrettiği gibi, şartlar ne olursa olsun; savaşın ortasında bile şairler var oldukça şiir yaşayacak, şiir yaşadıkça da insanlığın kalbi çarpacak…

GÜL/AYDIN…. SEVGİLERİMLE…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.