Dr. Metin AYDIN
Türkiye’de sağlık çalışanlarına yönelik şiddet
Türkiye’de sağlık çalışanlarına yönelik şiddet son yıllarda belirgin şekilde artmış, hem sağlık sistemi hem de toplum sağlığı açısından ciddi bir sorun haline gelmiştir.
Bu durumun çok boyutlu nedenleri ve önemli sonuçları bulunmaktadır.
Türkiye’de yapılan araştırmalar sağlık çalışanlarının büyük bir kısmının meslek hayatı boyunca şiddete maruz kaldığını göstermektedir.
•Türkiye genelinde yapılan bir araştırmada sağlık çalışanlarının %67’sinin görev sırasında en az bir kez şiddete maruz kaldığı bildirilmiştir.
•Hastane temelli bazı çalışmalarda sağlık personelinin %58,4’ünün şiddete maruz kaldığı saptanmıştır.
Bu veriler sağlık sektöründe şiddetin yüksek prevalansa sahip bir “işyeri riski” olduğunu göstermektedir.
Türkiye’de şiddet olaylarının özellikle 2010’lu yıllardan sonra belirgin biçimde arttığı görülmektedir.
•2012–2019 yılları arasında “Beyaz Kod” sistemine 91.355 şiddet vakası bildirilmiştir.
•Bu veriler ortalama olarak günde yaklaşık 40 sağlık çalışanının şiddete maruz kaldığını göstermektedir.
•Başka bir değerlendirmeye göre son 6 yılda 76.157 şiddet olayı kaydedilmiş ve bunların yaklaşık 21 bini fiziksel saldırı niteliğindedir.
Araştırmalar, Türkiye’de sağlık kurumlarında şiddet olaylarının 2012 yılından sonra belirgin biçimde arttığını ortaya koymaktadır.
Bugünlerde Sağlık Bakanlığının gündeminde sağlık hizmetleri verilen kurumların tehlikeli işyeri kategorisinden çıkarılması var. Bu veriler bile tek başına bu konu ile ilgili bakanlığın yaklaşımının saha gerçekliği ile örtüşmediğini, Türkiye’de sağlık hizmeti verilen kurumların tehlikeli işyeri kategorisinde olduğunu göstermektedir.
Türkiye’de sağlık çalışanlarına yönelik şiddet çoğunlukla sözel ve psikolojik biçimde görülmektedir. Genel dağılım yaklaşık olarak şu şekildedir: Sözel şiddet (en sık görülen tür); Psikolojik / duygusal şiddet (ikinci sırada); Fiziksel şiddet (daha düşük oranlarda); Cinsel şiddet: nadir fakat bildirilen bir tür.
Araştırmalar, şiddet olaylarının büyük bölümünün sözlü saldırı ve tehdit şeklinde gerçekleştiğini göstermektedir.
Türkiye’de sağlık çalışanlarına yönelik saldırıların önemli bir kısmı, hasta yakınları ve hastalar tarafından gerçekleştirilmektedir.
Bazı çalışmalarda faillerin önemli bölümünün erkek, alkol veya madde kullanımı olan, psikiyatrik sorunları bulunan bireyler olduğu belirtilmektedir.
Araştırmalar bazı meslek gruplarının daha fazla risk altında olduğunu göstermektedir.
Meslek gruplarına göre risk: Hemşireler; Acil servis çalışanları; Pratisyen hekimler; Paramedikler şiddete en sık maruz kalan gruplar arasındadır.
En riskli çalışma alanları: Acil servisler; Psikiyatri servisleri; Yoğun bakım ve polikliniklerdir.
Türkiye’de yapılan çalışmalara göre: Sözel şiddet kadın sağlık çalışanlarında daha sık; Fiziksel şiddet erkek sağlık çalışanlarında daha sık görülmektedir.
Sağlıkta şiddetin epidemiyolojisini değerlendirirken önemli bir sorun, bildirilmeyen olayların çok fazla olmasıdır.
Bazı araştırmalar; sağlık çalışanlarının önemli bir kısmının şiddeti “mesleğin parçası” olarak gördüğünü, bir kısmının da yapılan bildirimden bir şey çıkmayacağına inandığı için resmi bildirim yapmadığını göstermektedir. Bu nedenle gerçek şiddet yükünün bildirilen rakamların çok üzerinde olduğu düşünülmektedir.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin artmasının en önemli nedeni “Sağlık Sistemine Bağlı Yapısal Nedenler” gelmektedir.
Türkiye’de özellikle son 15–20 yılda sağlık hizmetlerine erişim artmıştır.
Bu olumlu gelişme aynı zamanda: Polikliniklerde günlük hasta sayısının aşırı yükselmesine; Muayene sürelerinin 3–5 dakikaya kadar düşmesine; Hastaların yeterince dinlenmediği/muayene edilmediği hissine yol açmaktadır.
Bu durum hasta ve yakınlarında memnuniyetsizlik ve öfke birikimi yaratabilmektedir.
Sağlık politikalarının bazı yönleri, hastayı “müşteri”, sağlık çalışanını ise “hizmet sağlayıcı” gibi konumlandıran bir algı oluşturmuştur.
Bu durum: Sağlık çalışanlarının otoritesinin zayıflaması; Hasta beklentilerinin gerçekçi olmayan düzeylere çıkması sonucunu doğurabilmektedir.
Toplumda sağlık okuryazarlığı düzeyinin düşük olması: Hastalık süreçlerinin yanlış anlaşılması; Tedavi sürecinin sabır gerektirdiğinin bilinmemesi; Komplikasyonların “hata” olarak algılanması gibi sorunlara yol açabilir.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin artmasının diğer önemli nedeni “Toplumsal ve Kültürel Faktörlerdir”.
Toplumda son yıllarda: Öfke kontrol sorunları; Kutuplaşma; Ekonomik stres gibi faktörler genel şiddet eğilimini artırmıştır. Sağlık kurumları da bu gerilimden etkilenmektedir.
Bazı dönemlerde medyada veya siyasi söylemlerde sağlık çalışanlarının hedef gösterilmesi:
Toplumda “doktorlar ilgilenmiyor” gibi genellemelere; Sağlık çalışanlarına yönelik güven kaybına neden olabilmektedir.
Hastaneler hastalık, acı, ölüm korkusu gibi yoğun duyguların yaşandığı ortamlardır.
Bu nedenle duygusal patlamalar ve saldırgan davranışlar daha sık görülebilir.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin artmasının bir başka nedeni “Hukuki ve Kurumsal Nedenlerdir”.
Yasal düzenlemeler yapılmış olsa da birçok sağlık çalışanı: şiddet uygulayanların yeterince cezalandırılmadığını; davaların uzun sürdüğünü düşünmektedir.
Bazı sağlık kurumlarında: güvenlik personeli sayısı; kamera ve alarm sistemleri; riskli hasta yönetimi yetersiz olabilmektedir.
Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddetin Sonuçları:
Sağlık çalışanlarında psikolojik etkiler; Sağlık hizmetinin kalitesinde düşüş; Sağlık sisteminde insan gücü kaybı; Toplum sağlığı üzerindeki etkilere, sebep olmaktadır.
Şiddete maruz kalan sağlık çalışanlarında: tükenmişlik sendromu; anksiyete; depresyon; mesleki motivasyon kaybı sık görülmektedir.
Bazı hekimler acil servis veya riskli branşlardan uzaklaşmayı tercih etmektedir.
Şiddet riski: hekimlerin defansif tıp uygulamasına; gereksiz tetkik istemine; hasta ile iletişimin azalmasına yol açabilir.
Bu durum sağlık sisteminde maliyet artışı ve hizmet kalitesinde düşüş anlamına gelir.
Şiddetin önemli sonuçlarından biri: hekimlerin erken emeklilik istemesi; kamu sektöründen ayrılması; yurt dışına göç etmesi olmuştur.
Bu durum özellikle nitelikli sağlık insan gücü kaybı açısından kritik bir sorundur.
Sağlık çalışanlarının motivasyonunun azalması ve sistemden ayrılması: sağlık hizmetine erişimi zorlaştırabilir; tanı ve tedavi süreçlerini geciktirebilir.
Dolayısıyla sağlık çalışanlarına yönelik şiddet dolaylı olarak “toplum sağlığını” da olumsuz etkiler.
Sonuç olarak bakıldığında;
Türkiye’de sağlık çalışanlarına yönelik şiddet; sağlık sisteminin yapısal sorunları, toplumsal stres faktörleri, sağlık okuryazarlığı eksikliği ve hukuki caydırıcılığın yetersiz algılanması gibi çok sayıda etkenin birleşmesiyle ortaya çıkan bir halk sağlığı problemidir.
Bu sorunun çözümü için yalnızca güvenlik önlemleri değil; sağlık sistemi organizasyonu, toplum eğitimi ve sağlık çalışanlarının korunmasına yönelik güçlü politikalar gereklidir.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.