Bu okulda silah var: Kim, kimi, neyden koruyor?

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta henüz çocuklarını toprağa vermiş ailelerin feryadı dinmemişken… Sınıflarda boş kalan sıraların sessizliği içimizi bir kor gibi yakmaya devam ederken, bu kez Aydın’ın İncirliova ilçesinden yükselen bir iddia hepimizi aynı yakıcı soruyla baş başa bırakıyor: Biz çocuklarımızı gerçekten koruyabiliyor muyuz?

Mesele artık sadece bir güvenlik zafiyeti değil. İddialar doğruysa, karşımızda çok daha karanlık bir tablo var: Nüfuz, suskunluk ve örtbas.

Adres; İncirliova’da bir özel okul. Tarih; 2025’in son ayları. İddialar ise yenilir yutulur cinsten değil. Bir öğrencinin okula önce "pala" denilen kesici bir aletle, kısa bir süre sonra ise ateşli silahla girdiği öne sürülüyor.

Durup düşünmek zorundayız. Bu bir "çocukluk hatası" ya da basit bir disiplin suçu değildir. Bu, açıkça bir güvenlik krizidir. Bir facianın eşiğinden dönülmüşken, asıl "kriz" olaydan sonra başlıyor. Diğer öğrenciler durumu fark ediyor ancak iddiaya göre "büyükler" devreye giriyor. Olay emniyete yansıtılmıyor, adli süreç işletilmiyor. Öğrenciye sadece bir "uyarı" verilip dosya kapatılıyor.

Velilerin isyanı tek bir cümlede düğümleniyor:

“Çocuklarımızın canı, birilerinin siyasi kariyerinden daha mı değersiz?”

Şehirde kulaktan kulağa yayılan o meşhur iddia ise şüpheleri körüklüyor:

Söz konusu öğrencinin bir milletvekilinin oğlu olduğu…

1.jpeg

Doğru mu, henüz bilmiyoruz. Ama insanların buna inanması bile adalete olan güvenin ne kadar zedelendiğinin kanıtıdır. Badenur Uyaroğlu’nun yönettiği matematik eğitimi içerikleri üreten bir hesapta yer alan “Geçen sene Aydın’da bir özel okulda ortaokul öğrencisinin okula pala getirdiğini biliyor musunuz? Bilemezsiniz, üstü örtüldü. Oranın başka vukuatı da olmuş. Tek konu pala değilmiş” cümleleri, toplumun neden bu kadar tedirgin olduğunu özetliyor.

KİM, KİMİ KORUYOR?

Okullar, devletin çocuklara verdiği "güven" sözüdür. Bir anne çocuğunu okula uğurlarken "güvende" olduğunu bilmek ister. Eğer o güven zedelenirse, hiçbir prestijli okul ismi, hiçbir sınav başarısı o boşluğu dolduramaz.

Gülistan Doku dosyasındaki cevapsız soruları, Kahramanmaraş’taki "Önlenebilir miydi?" feryatlarını hatırlayın. Tunceli’de valinin oğlu, Kahramanmaraş’ta emniyet müdürünün oğlu, Aydın’da milletvekili oğlu… Kimse makamıyla bu sorumluluk zincirinin dışında kalmamalıdır. Çünkü tehlike kimlik sormaz, ihmal statü tanımaz.

SON SÖZ: ŞEFFAFLIK YA DA GÜVENSİZLİK

Bu yazıyı kaleme almaktaki amacım bir çocuğu hedef göstermek değil, bir sistemin çürümesine engel olmaktır. Sorulması gereken şudur: O çocuk bu noktaya gelene kadar hangi riskler gözden kaçtı? Hangi mekanizmalar işlemedi?

Çözüm, kapıya bir güvenlikçi dikmek değil; gerçekleri halının altına süpürmemektir. Gerçekler konuşursa güven inşa edilir, saklanırsa güvensizlik kalıcı olur.

Şimdi yetkililere sorma vaktidir:
Çocukların güvenliği mi korunacak, yoksa birilerinin nüfuzu mu?

2.jpeg

3.jpeg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.